Kamu İhalelerine Hakim Olan İlkeler

  • Mevzuat Tarihi25.02.2020
  • KurumMustafa Akdaş

UYARI: Makale’nin tamamına, sitemize üye girişi yaptıktan sonra ulaşabilirsiniz. Siteye üye değilseniz, lütfen ÜYE OL butonuna tıklayarak üye olunuz. Üyelik esnasında, girilen bilgilerin şüpheli olması halinde, üyeliğiniz silinecektir.

KAMU İHALELERİNE HÂKİM OLAN İLKELER

Mustafa AKDAŞ

İçişleri Bakanlığı Kontrolörü

1. Giriş

Kamu kaynaklarının etkin, verimli ve kanunlara uygun olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla kamu idareleri tarafından ihale yapılma zorunluluğu vardır.  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu istisnalar dışında tüm mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine uygulanmaktadır. Mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde, adı geçen kanunda belirlenen temel ilkeler ve bu Kanun kapsamında öngörülen ihale yöntem ve usullerine uyulacaktır. 

Bu makalede 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi ihalelere hâkim olan temel ilkeler irdelenecek ve bu ilkelerin ihale sürecine katkıları ve ihaleyi alan organlar veya kişilerce ne kadar öneme haiz olduğu vurgulanacaktır.

2. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na Hâkim Olan Temel İlkeler 

 

İhaleye hâkim olan temel ilkeler Kamu İhale Kanununun 5 inci maddesinde sayılmış olup; bu ilkeler; “saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması”dır. Bu ilkeler ihale sürecinin hukuka uygun olarak yürütülmesini ve kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak üzere belirlenmiş olup, Kamu İhale Kanunu’na tabi idareler açısından bağlayıcılıkları vardır. Bu bağlayıcılığın yanında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun temel amacı, kamunun ihtiyaçlarının en uygun zamanda ve uygun şekilde karşılanmasını sağlamak üzere ihale sürecine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. İhaleler gerçekleştirilirken bu ilkeler göz ardı edilmemelidir. 

Bu usul ve esaslar ile ihale sürecinin hukuka uygun olarak yürütülebilmesine yönelik ana kurallar belirlenmekte olup, idarenin bu ilkelere bağlı kalarak ihale sürecini tamamlaması halinde, sözleşme konusu işi üstlenecek en uygun kişinin belirlenmesi ve kaynakların verimli şekilde kullanılması sağlanmış olacaktır. Bu ilkelerin ihlâli, ihale sürecinde tesis edilen işlemlerin hukuka aykırılığına yol açmaktadır. Bu itibarla kanunda yer verilen temel ilkeler, ihale sürecine ilişkin olarak mevzuatta belirlenen diğer hükümlerin hukuka uygun olarak uygulanmasını desteklemektedir.

Şimdi Kamu İhale Kanunu’nun 5 inci maddesinde sayılan temel ilkeleri sırasıyla inceleyelim:

a) Saydamlık İlkesi

İhalede açıklık ilkesi olarak da adlandırılan saydamlık ilkesiyle, ihale öncesinde ve sonrasında Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihaleler üzerinde kamuoyu denetiminin ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmaktadır. Kamu ihale hukukuna hâkim olan saydamlık ilkesi, ihale sürecinde aleniyetin sağlanmasını ve ihale sürecinde alınan kararların ilan edilmesi, gerekçelerinin ilgililere bildirilmesi aracılığıyla ilgililerin haberdar edilmesini belirtmektedir. İhale sürecinin isteklilere ve kamuoyuna açık olarak yürütülmesi, ihale sürecine ilişkin işlemlerin hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesine katkı sağlamakta ve bu suretle ihalelerle ilgili yolsuzluk şüphelerinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Elektronik ihaleler de, ihale sürecinde saydamlığın sağlanmasında ve usulsüzlüklerin ortadan kaldırılmasında etkili olmaktadır. 

Ayrıca saydamlık ilkesine uygunluğun, ihalenin her aşamasında ve hatta ihale yapıldıktan sonra da sağlanması gerekmektedir. Bu sebeple Kamu İhale Kanunu’nda ihale öncesi ve sonrası için ilan yükümlülüğü düzenlenmekte ve bu yükümlülük doğrultusunda ihale sürecinde alınan kararlar kamu ihale bülteninde yayımlanmaktadır.

b) Rekabet İlkesi 

İhale sürecinin hukuka uygunluğunun gereklerinden biri, ihale sürecinin idarenin ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılamasıdır. Bu sebeple istekliler arasında rekabetin oluşturulması ve ihale sürecinin tarafsızlığı için elverişli şartların sağlanması mecburidir. Kamu ihalelerinde rekabetin sağlanması bakımından isteklilerin fazlalığı, kamu yararı ile ilişkilendirilmektedir. Çünkü bu sayede en uygun (avantajlı) teklif elde edilebilecektir. Bu yüzden katılımın en üst seviyede sağlanması hedeflenmektedir. Nitekim kamu ihalelerinde en avantajlı teklifin alınması, ihalenin hukuka uygun olarak ilgililere duyurulması ve ihaleye katılımın artırılmasıyla yani rekabetin sağlanmasıyla mümkündür.

Ayrıca rekabete aykırılığın/haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Kamu İhale Kanununda bazı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu bağlamda Kanunun 11 inci maddesinde hiçbir şekilde ihaleye katılamayacak kişiler sayılmaktadır. Bu hükümde sayılanlar arasında ihaleyi yapan idarenin ihale yetkilileri ve bu yetkiye sahip kurullarda görevliler, bu kişilerin eşleri, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları ve evlatlıkları, ortakları ve şirketleri bulunmaktadır. İhale sürecinde görevli bulunan kişiler ve bunların ilişkili olduğu kişilerle ilgili söz konusu yasak, ihaleye hâkim olan ilkelerden rekabetin korunması ilkesi ile ilişkilendirilmektedir.

c) Eşit Muamele İlkesi

Anayasanın 10 uncu maddesi hükmü gereğince, devletin tüm organları ve idare açısından bağlayıcı bir temel ilke niteliği taşıyan eşitlik ilkesi, Kamu İhale Kanunu’nda ihaleye hâkim olan ilkeler arasında, eşit muamele ilkesi şeklinde vücut bulmuştur. Bu ilke idarenin, ihale sürecinde yürüttüğü işlemlerde tarafsızlığını temin etmektedir. Eşit muamele ilkesi, ihaleye katılanlar arasında eşitliği ve idarenin bunlara eşit mesafede bulunmasını ifade etmektedir. İdare, eşit muamele ilkesine uygun olarak tekliflerin sunulması, tekliflerin alınması, açılması ve tekliflerin değerlendirilmesi aşamalarında katılımcılar arasında eşitliği sağlamakla yükümlüdür. İdarelerin ihalelerde takdir yetkisine sahip olduğu durumlarda, bu yetkilerini takdir yetkisine hâkim olan ilkeler doğrultusunda kullanmaları gerekecektir. Aksi yöndeki hareket eşit muamele ilkesine ve bununla alâkalı diğer ilkelere de aykırılık oluşturacaktır.

d) Güvenilirlik İlkesi

İdarenin hukuka uygun olarak hareket etmesi, kanuni idare ilkeleri bağlamında şarttır. Aksi takdirde ihaleye katılanların idareye ve ihale sürecine duydukları güven sarsılacaktır. Bu itibarla güvenilirlik ilkesi, ihaleye katılanların idarenin ihale sürecinde hukuka uygun hareket edeceğine inanmasını ifade etmektedir. İhaleye katılanlarda oluşan bu inanç, ihale sürecinin hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine uygunluğunu sağlamaktadır. İhaleye katılanların, idarenin tutumları sebebiyle isteklilerden birinin avantajlı veya dezavantajlı konumda olduğu kanaatinde olmaları, güvenilirlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. İdarenin, ihale sürecinde güvenilirlik ilkesine uygun işlemler tesis etmesi gerekmektedir. İlgililerin güveninin sağlanması için, ihale yetkililerinin de bu amaca uygun tutumlar sergilemesi, “yasak fiil ve davranışlarda” bulunmaması gerekmektedir. İdare, ihalelerde güvenilirliği ortadan kaldıran durumlara karşı önlem almalı ve güveni temin etmelidir. Nitekim hukuka aykırılıklar karşısında şikâyet yollarının öngörülmesi ve suç kabul edilen fiillerin cezalandırılmasına yönelik hükümler konulması; ihalelerde güvenilirliğin sağlanmasındaki somut kuralları teşkil etmektedir.

e) Gizlilik İlkesi

Saydamlık ilkesinin zıddı gibi gözükse de gizlilik ilkesi saydamlık ilkesinin gerekliliklerinin sağlanmasına engel teşkil etmeyecek şekilde uygulanmaktadır. Saydamlık ilkesi, ihale sürecinin hukuka uygunluğunu sağlamak amacıyla aleniliği sağlamayı amaçlamaktadır. Gizlilik ilkesi de, ihale sürecinde yalnızca idare tarafından bilinmesi gereken, katılımcılarla ve diğer gerçek ve tüzel kişilere açıklanmayan ticarî ve malî hususların ifşa edilmesi yasağına ilişkindir. Bu yönüyle her iki ilke de ihale sürecine hâkim olması gereken temel ilkeler arasında bulunmakta ve idareler tarafından dikkate alınmaktadır.

İdarelerin 4734 sayılı Kanuna göre yapmış olduğu ihalelerde yaklaşık maliyet ihale yapılmadan önce belirlenir. Gizlilik ilkesinin gereği olarak, idare tarafından belirlenen yaklaşık maliyetin gizli tutulması ve herhangi bir şekilde isteklilerle paylaşılmaması zorunludur. Kamu İhale Kanunu, yaklaşık maliyetin, ihale süreci ile resmî ilişkisi olmayan diğer kişilerle paylaşılmasını da yasaklamaktadır. İstekliler, piyasa şartlarına uygun olarak teklif vermekte ve yaklaşık maliyeti bu aşamada bilmemektedir. İhale ilanında, ihale konusu işin yaklaşık maliyeti açıklanmamaktadır. İhale sonucunun, isteklilere açıklanması ile yaklaşık maliyet üzerindeki gizlilik de kalkmaktadır. Kanunun 61 inci maddesinde “Bu Kanunun uygulanmasında görevliler ile danışmanlık hizmeti sunanlar; ihale süreci ile ilgili bütün işlemlere, isteklilerin iş ve işlemleri ile tekliflerin teknik ve malî yönlerine ilişkin olarak gizli kalması gereken bilgi ve belgelerle işin yaklaşık maliyetini ifşa edemezler, kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanamazlar. Aksine hareket edenler hakkında ilgisine göre 58 ve 60 ıncı maddelerde belirtilen müeyyideler uygulanır” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümle, yaklaşık maliyetin ifşası ve yaklaşık maliyete ilişkin bilgi sahibi olan görevlilerin bu bilgiden menfaat sağlanması yasaklanmaktadır. Yaklaşık maliyetin gizli tutulması ile, ihale sürecinde eşitlik ve rekabet sağlanmakta, aynı zamanda güvenirlik ilkesi de desteklenmektedir.

f) Kamuoyu Denetim İlkesi

İhale sürecinde alınan kararlar saydamlık ilkesine uygun olarak kamuoyuna ilan edilmekte ve bu sayede kamuoyunun ihale sürecinden haberdar olması sağlanarak ihalelerdeki hukuka aykırılıkların önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Kamuoyu denetiminin sağlanması, hem idarenin ve hem de ihaleye katılan isteklilerin yol açacağı hukuka aykırılıkları önlemek bakımından önem taşımaktadır. Bu sebeple, idarenin gizlilik ilkesine uygun olmak şartıyla ihale sürecine ilişkin bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşması gerekmektedir. İdare tarafından basın, internet gibi yollarla yapılan ilanlarla kamu harcamalarının hem rekabet ortamında gerçekleşmesi ve hem de kamuoyu tarafından izlenebilmesi sağlanmaktadır.

İhale sürecinde sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkan hukuka aykırılıkların çözümü için Kanunda yer alan şikâyet ve itirazen şikâyet yolları da güvenilirlik ilkesinin yanı sıra kamuoyu denetiminin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Nitekim şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusu, ihale sürecindeki hukuka aykırılık nedeniyle hak kaybına veya zarara uğradığını iddia edenler tarafından yapılan ve dava açmadan önce tüketilmesi gereken idarî başvuru yollarıdır.

g) İhtiyaçların Uygun Şartlarla Zamanında Karşılanması İlkesi 

Yapılan ihalelerin amacı, kamu kaynaklarının kamunun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, karşılarken de söz konusu ihtiyaçların uygun şartlarla ve gereken zamanda yapılmasıdır. İdarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetini, gereği gibi sunma ve kamu yararını sağlama amacı bulunmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere üstlendiği kamu hizmetini yerine getirmek için ne tür mal veya hizmete veya yapım işine ihtiyaç duyduğunu tespit etmek idarenin yetkisidir. İdarenin, ihtiyaçlarını belirlemek ve ihtiyacına uygun ve zamanında ihale yapmak konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle, idarenin ihtiyaçlarını karşılama konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.

Bu ilke, ihtiyaçların en kaliteli şekilde ve en uygun fiyatla karşılanmasını ifade etmektedir. İhtiyaçların en uygun şartlarda karşılanması, ihtiyacı karşılayacak en kaliteli ürünün daha ucuza alınmasıyla mümkün olabilecektir. Ayrıca Kamu İhale Kanunu’nun 5 inci maddesinde düzenlenen ödeneği ayrılmayan iş için ihaleye çıkma yasağı, ihtiyaçların uygun zamanda karşılanmasını zorlaştıran durumları önlemeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte KİK’e tabi olarak yapılan sözleşmelerin düzenlenmesi ve uygulanmasına ilişkin hususları düzenleyen 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda yer alan yüklenicinin işi süresinde bitirememesi durumunda, idarenin sözleşmeyi feshetme ve ihale dokümanında belirlenen gecikme cezasını uygulamasına ilişkin hüküm de ihale edilen işin zamanında tamamlanmasını garanti etmeye yöneliktir. Bu nedenle söz konusu hükmü, ihale hukukuna hâkim olan ihtiyaçların zamanında karşılanması ilkesiyle ilişkilendirmek mümkündür.

h) Kaynakların Verimli Kullanılması İlkesi

İktisadın temel kuramı, kıt kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçların karşılanmasıdır. İşte idarelerin de ellerinde bulunan kıt kaynaklar ile tam sınırsız olmasa da kamunun ihtiyaçlarının karşılanması bunu yaparken de bu kaynakların verimli kullanılması gerekmektedir. Bu manada, idarenin ekonomik açıdan zarara uğramaması, kaynakların verimli kullanılması, ihale edilen işin uygun şartlarda ve gerektiği gibi yapılması önem taşımaktadır. Başka bir deyişle kaynakların verimli kullanılması ilkesi, kamu kaynaklarının israf edilmesini önlemeye yönelik fonksiyon ifa etmektedir.

Kamu İhale Kanunu esas itibariyle, kamunun denetimi altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanan idarelerin yapacağı ihalelerde geçerli olan usul ve esasları belirlemektedir. Kamu kaynağı kullanan idareler açısından kaynakların verimli kullanılması, ekonomik açıdan en uygun teklifin belirlenmesini gerektirmektedir. Ekonomik açıdan en uygun teklif ise, ihale komisyonu tarafından belirlenmektedir. Ancak, bu şekildeki teklif her zaman en ucuz teklifi ifade etmemektedir. İhale konusu işin nitelikleri değerlendirilerek, fiyat dışında değerlendirme unsurlarının kullanılması gerekir. Kamu İhale Kurulu kararına göre, “Ekonomik açıdan en avantajlı teklif, sadece fiyat esasına göre veya fiyat ile birlikte işletme ve bakım maliyeti, maliyet etkinliği, verimlilik, kalite ve teknik değer gibi fiyat dışındaki unsurlar da dikkate alınarak belirlenir”. Dolayısıyla idarenin, kamu kaynağını en uygun şekilde kullanması, her şartta “en ucuz” olanı alması anlamına gelmemekte, hizmetin gerektirdiği nitelikleri de taşıyan en doğru olanı belirlemesi gerekmektedir.

3. Sonuç

Kamu ihale hukukuna hâkim olan temel ilkeler arasında saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenilirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla zamanında karşılanması, kaynakların verimli kullanılması ilkesi ve ihale sürecinin hukuka uygunluğunu sağlamak üzere öngörülen yasaklar bulunmaktadır.

İlkeler çoğu zaman iç içe geçmiş vaziyettedir. Örneğin eşit muamele ilkesinin ihlâli aynı zamanda rekabet ve saydamlık ilkelerine de aykırılık oluşturabilmektedir. Yine gizlilik ilkesinin de eşit muamele ve rekabet ilkesiyle ilgili olduğu rahatlıkla söylenebilir. İhale sürecine hâkim olan saydamlık ve rekabet ilkeleri, ihalelerin mevzuatta öngörülen şekilde ilan edilmesi ve ihaleye mümkün olduğunca çok sayıda isteklinin katılmasının sağlanması açısından önem taşımaktadır. Kamu ihalelerinde ilan sürecinin hukuka uygunluğu, ihaleye hâkim olan kamuoyu denetimi ilkesiyle de ilişkilidir. İhale sürecine hâkim olan en önemli ilkelerden biri gizlilik ilkesidir. İdarenin ve ihale yetkililerinin yaklaşık maliyeti gizli tutması gerekmektedir. Yaklaşık maliyetin, isteklilerle paylaşılması güvenilirlik ilkesine ve rekabet ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, yaklaşık maliyeti ifşa edenler hakkında mevzuatta düzenlenen yaptırımların uygulanması gerekir. Ayrıca Kamu İhale Kanunu hükümleri incelendiğinde, idarenin öncelikli görevinin temel ilkelerle amaçlanan sonucun elde edildiği bir ihale sürecinin gerçekleştirilmesi olduğu anlaşılmakta, ilkelerin ihlali sayılabilecek olguların ortaya çıkması halinde ise, yasal çerçeve içinde gerekli düzeltmelerin yapılması imkânı yoksa ihalenin iptal edilmesi gerekmektedir. İhale sürecinde görev alan ve yetki kullanan kamu görevlilerinin temel ilkelerin gözetilmesi hususunda tartışmasız sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluk, hem Kamu İhale Kanunu hem de diğer ilgili mevzuat hükümleriyle disiplin altına alınmıştır. Kanunun 60 ıncı maddesinde, ihale yetkilisi ve ihale komisyonlarının başkan ve üyeleri ile ihale işlemlerinden sözleşme yapılmasına kadar ihale sürecindeki her aşamada görev alan diğer tüm ilgililerin tazminat ve ceza sorumluluğuna işaret edildikten sonra, maddenin son fıkrasında “5 inci maddede belirtilen ilkelere ve 62 nci maddede belirtilen kurallara aykırı olarak ihaleye çıkılmasına izin verenler ve ihale yapanlar hakkında da yukarıda belirtilen müeyyideler uygulanır” denilmek suretiyle ihale ilkelerine aykırı davranışlara özel bir vurgu yapıldığı görülmektedir. Keza, sebep olunan zararın ödettirilmesi bağlamında 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde ve Borçlar Kanununda; ceza sorumluluğuna ilişkin olarak ise, Türk Ceza Kanununda yaptırım hükümleri bulunmaktadır.

İhale sürecindeki işlem ve eylemlerin, idare görevlilerince kullanılan takdirin temel ilkelere uygunluğu hususunun başta kamu ihale kurulu olmak üzere, diğer tüm denetim, inceleme ve yargı yetkisi kullanan mercilerce de özenle gözetildiğini belirtmek gerekir. Esas itibariyle, zincirleme işlemlerden oluşan ihale sürecinde esasa etkili her türlü aykırılığın, doğrudan veya dolaylı olarak, temel ilkelerle güvence altına alınan amaca zarar vereceği söylenebilecektir. Bu çerçevede örneğin, ilan süre ve kurallarında ortaya çıkan, ihaleye ilgiyi ve katılımı kısıtlayıcı mevzuata aykırılıklar doğrudan saydamlık ve rekabet ilkesini ihlal ederken, bu ilkelerin ihlalinin doğal sonucu olarak idarenin güvenirliği, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri de dolaylı biçimde zedelenecektir. Keza, ihaleye katılımda istenen belgeler ile bu belgelerin taşıması gereken kıstasların mevzuata aykırı şekilde belirlenmesi, değerlendirmelerin hatalı veya eşit muameleyi ihlal eder biçimde yapılması gibi uygulamalar da benzer sonuçlar doğurabilecektir. Ancak yaptığımız değerlendirmeden ihale sürecindeki önemli önemsiz her türlü aykırılığın ihale ilkelerinin ihlali anlamına geleceği ve ihalenin sürdürülmesini imkânsız kılacağı, ayrıca bu tür durumlarda 4734 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesindeki yaptırım hükümlerinin mutlaka işletilmesi gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. İhale sürecinin devamı açısından, mevzuata aykırı işlemin esasa etkili olması, bir başka ifadeyle, temel ilkelerle amaçlanan sonuçların sağlanmasını olumsuz etkileyen veya imkânsız kılan önem ve ağırlıkta bulunması, Kanunun emredici hükümlerine aykırılık taşıması gibi olguların varlığına bakılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

 Bunlarla beraber kamu ihalelerinde uygulanan ihale usulü, ihale sürecine hâkim olan temel ilkelerin gerçekleşmesinde rol oynamaktadır. Bu nedenle idare, esas ihale usullerini uygulamalı ve 4734 sayılı Kanunda belirtilen haller gerçekleşmedikçe doğrudan temin ve pazarlık usulünü kullanmamalıdır. İş deneyimi, mesleki, ekonomik ve mali yeterlik gerektiren işlerde belli istekliler arasında ihale usulünün kullanılmasında kamu yararının gerçekleşmesi ve kamu ihalelerinde etkinliğin sağlanması açısından isabet bulunmaktadır. 

Kamu ihale hukuku, idarenin ihtiyaçlarının en uygun zamanda ve kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlamak üzere düzenlenen ihalelerde hukuka uygunluğu hedeflemektedir. Kamu ihalelerinin hukuka uygunluğu, ekonomik kamu düzeninin korunmasına hizmet etmektedir. Bu nedenle, kamu ihalelerinde hukuka uygunluğun sağlanmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin zamanında ve tam olarak yapılması ve denetim mekanizmalarının etkin olarak işletilmesi gerekmektedir. 


İlgili Kanun:

Kamu İhale Kanunu


Yorumlar