Belediye meclisleri bünyesinde kurulan Denetim Komisyonları, belediyenin bir önceki yıla ait gelir–giderleri ile hesap kayıt ve işlemlerinin denetlenmesi bakımından 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda düzenlenen temel meclis denetim araçları arasında yer alıyor. Uygulamada ise komisyonların yetki sınırlarının aşılması, raporlarda kanıt–mevzuat–sonuç bağının zayıf kurulması ve raporlama yönteminde yeknesaklığın sağlanamaması gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu çerçevede mevzuat–uygulama birlikteliğini güçlendirmeyi hedefleyen üç ayrı içerik eş zamanlı olarak kamuoyuna sunuldu: mevzuat odaklı makale, uygulayıcı gözüyle köşe yazısı ve rapor standardı rehberi.
Mevzuat Dayanağı: 5393’te Kuruluş, Kapsam ve Süre
Denetim komisyonunun kuruluşu ve çalışma çerçevesi, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında şekilleniyor. Buna göre komisyon; il ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde, meclis tarafından her yıl Ocak ayında oluşturuluyor; denetim konusu ise bir önceki yılın gelir–giderleri ve bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlemleri ile sınırlı tutuluyor. Aynı düzenleme, komisyonun bilgi ve belge isteme yetkisini, çalışmanın 45 iş günü içinde tamamlanmasını ve raporun Mart ayı sonuna kadar meclis başkanlığına sunulmasını öngörüyor. Rapor kapsamında suç şüphesi doğuran hususlar bakımından ise bildirim/suç duyurusu süreci gündeme gelebiliyor.
Meclisin denetim fonksiyonunun devamı niteliğindeki kritik alanlardan biri de 5393 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile bağlantılı usuldür. Faaliyet raporu görüşmeleri ve “yetersizlik” değerlendirmeleri, uygulamada meclis–vali–Danıştay hattında işletilen süreç bakımından ayrıca önem taşıyor.
Usul ve Çalışma Düzeni: Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği
Denetim komisyonunun çalışma usulüne ilişkin ayrıntılar, Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği ile somutlaşıyor (Resmî Gazete: 09.10.2005, sayı: 25961). Yönetmelik; meclis komisyonlarının çalışma yöntemi, raporların sunumu ve toplantı işleyişi gibi alanlarda çerçeve kurarak uygulamayı tamamlıyor.
Denetimin Mali Sistemle Bağı: 5018 ve İhale Boyutu: 4734
Denetim komisyonu, 5393’te düzenlenen bir meclis denetimi aracı olmakla birlikte; belediyenin mali yönetim yapısı 5018 sayılı Kanun’un iç kontrol, mali saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle birlikte değerlendirilmek durumunda. Bu nedenle raporların; yalnızca “listeleyen” değil, iç kontrol mantığıyla ilişkilendirilmiş, izlenebilir ve iyileştirme üreten bir yapıda kurgulanması öne çıkıyor.
Ayrıca denetlenen gider işlemlerinin önemli bir kısmı 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki alım süreçleriyle bağlantılı olduğundan; komisyon bulgularının ihale dosyası, yaklaşık maliyet, teklif değerlendirme, sözleşme ve hakediş izleri üzerinden somutlaştırılması raporun hukuki ve teknik isabetini güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Suç Şüphesi Halinde Yol Haritası: 3628 – 4483 – TCK 247–257
Denetim raporlarında suç şüphesi doğuran bulguların bulunması halinde süreç, yalnızca 5393 ile sınırlı kalmıyor. Yolsuzlukla mücadele ve bildirim yükümlülükleri bakımından 3628 sayılı Kanun, kamu görevlileri yönünden soruşturma izni usulü bakımından 4483 sayılı Kanun, ceza sorumluluğu boyutunda ise TCK 247–257 aralığındaki suç tipleri (zimmet, irtikâp/rüşvet, görevi kötüye kullanma vb.) uygulamada birlikte değerlendiriliyor. Bu nedenle rapor dili ve bulgu örgüsü, “kanaat” yerine belgeye dayalı tespit mantığıyla kurulmadığında, raporun hem idari hem adli süreçlerde etkisinin zayıfladığı ifade ediliyor.
Uygulama Riski: Yetki Aşımı ve “Teftiş Ettirme” Eğilimi
Sahada en sık karşılaşılan risklerden biri, denetim komisyonunun kendisini icra makamı gibi konumlandırması ve yetki sınırını aşması. Komisyonun yürütmeye talimat verir nitelikte tutumlar geliştirmesi, mali kapsamın dışına taşarak her idari tercihi denetim konusu yapması veya dış uzman desteğini “teknik yardım” düzeyinden çıkarıp fiilen “teftiş yaptırma” niteliğine dönüştürmesi; hem hukuki güvenliği hem de raporun meşruiyetini zedeleyebiliyor. Bu yaklaşım, miargem.org.tr’de yayımlanan değerlendirmede “güçlü bir mekanizma, dar bir yetki hattı” vurgusuyla ayrıca hatırlatılıyor.
Belediyelerde Raporlama Standardı İhtiyacı ve Rehber Çalışması
Mevzuat, komisyonun kurulması ve rapor sunması gibi çekirdeği belirlerken; bulguların sınıflandırılması, kanıt standardı, rapor dili, önerilerin izlenmesi gibi alanlarda belediyeler arasında uygulama birliği sağlayan bağlayıcı bir standardıayrıntılı biçimde zorunlu kılmıyor. Bu boşluğun; raporların karşılaştırılabilirliğini düşürdüğü, takip mekanizmasını zayıflattığı ve denetimin “kurumsal öğrenme” üretmesini zorlaştırdığı değerlendiriliyor.
Bu nedenle miargem.org.tr’de “Belediye Denetim Komisyonları İçin Rapor Standardı Rehberi Hazırlandı” başlığıyla yayımlanan çalışmada; kanunen zorunlu bir format iddiası taşımaksızın, uygulamada birlik ve iyi yönetim ilkeleri doğrultusunda raporlamayı güçlendirmek amacıyla şu omurga öneriliyor: kapsam–metodoloji–kanıt düzeyi–bulgu sınıflandırması–öneri formatı; asgari başlıklarla standardize rapor kurgusu; belge/envanter atıflarının izlenebilir gösterimi; bulgu–öneri–takip zinciri; denetim çıktılarının iç kontrol mantığıyla ilişkilendirilmesi.
Sonuç: Denetimin Etkisi Sertlikte Değil, Usulde
Mevzuat takip perspektifinden bakıldığında denetim komisyonlarının etkinliği; denetimi sertleştirmekten çok usulü netleştirmek, kanıt temelli raporlama yapmak ve önerileri izlenebilir bir takip düzenine bağlamakla artıyor. Bu yaklaşım; hem meclis denetiminin hukuki güvenliğini güçlendiriyor hem de belediye yönetiminde tekrar eden risklerin sistem düzeyinde giderilmesine katkı sağlıyor.