Sayıştay Bulgular (3): Taşınmaz Kiralamalarında Ecrimisilin Yönetim Biçimine Dönüştürülmesi

Belediyenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınmazların, usulüne uygun kira sözleşmesi yapılmaksızın fiilen işgal edildiği; bu işgaller karşılığında yalnızca ecrimisil veya işgaliye tahakkuk ettirilmekle yetinilerek fiilî işgal hâlinin süreklilik kazandığı tespit edilmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesi uyarınca ecrimisil, hukuken işgalin sona erdirilmesine yönelik, geçici nitelikte bir yaptırım olup kalıcı ve fiilî bir “kira yönetim modeli” hâline dönüştürülemez. Bu çerçevede yapılan değerlendirmede; ecrimisilin hukuki niteliği ve amacından sapma, mevzuata aykırılık boyutu ve taşınmaz yönetimi üzerindeki etkileri, kamu yararı, şeffaflık, rekabet ve gelir yönetimi ilkeleri açısından oluşan riskler ile taşınmazın rayiç kira bedeliyle değerlendirilememesinden kaynaklanan muhtemel kamu zararı ihtimali ayrıntılı olarak ele alınmış; taşınmazların yıllara sari şekilde ecrimisil–işgaliye uygulaması ile kullanılmasının hem mevzuat hükümleriyle bağdaşmadığı hem de belediyenin taşınmaz yönetiminde kamu yararı ve gelir optimizasyonu ilkelerini zayıflattığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dış Denetim Tespitlerine Verilen Cevaplar ve Savunmaların Süreç Yönetimi, Kurumsal Fayda ve Risklerin Giderilmesi Açısından Önemi

Belediyelerde dış denetim ve özellikle Sayıştay raporları, çoğu zaman yalnızca “risk” ve “eleştiri” olarak algılansa da, doğru okunduğunda kurumsal dönüşüm için güçlü bir rehber niteliği taşır. Bu yazı; denetim tespitlerine verilen cevaplar ile sorgu savunmalarının neden hayati önemde olduğunu, dış denetim raporlarının bir eylem planına dönüştürülmesi halinde mali–hukuki risklerin nasıl azaltılacağını ve bu sürecin kamu deneyimi olan uzmanlarla birlikte yürütülmesinin belediyelere sağlayacağı kurumsal faydaları ele almaktadır. Amaç; denetimi yalnızca “hesap verme zorunluluğu” olarak değil, aynı zamanda iyi yönetişimin vazgeçilmez bir aracı olarak konumlandırmaktır.

Sayıştay Bulgular (2): Sosyal Denge Sözleşmesinde Sosyal Denge Tazminatı Dışında Düzenlemelere Yer Verilmesi

Sayıştay denetimlerinde; belediye ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmelerinde, mevzuatın izin verdiği kapsamın dışına çıkılarak sosyal denge tazminatı dışında çeşitli düzenlemelere yer verildiği tespitlerine sıkça rastlanmaktadır. 4688 sayılı Kanun ve 6. Dönem Toplu Sözleşme hükümleri uyarınca sosyal denge sözleşmeleri sadece sosyal denge tazminatının belirlenmesine yönelik olabilir; bunun dışında herhangi bir ödeme veya idari düzenleme yapılması açık mevzuat ihlali niteliğindedir. Bu durum, belediyeyi kamu zararı, kişisel mali sorumluluk, idari ve cezai süreç risklerine açık hale getirmektedir. Belediyelerin sosyal denge sözleşmesi hazırlama, inceleme ve uygulama süreçlerini gözden geçirmesi gereklidir.

Mahalli İdareler İtibarıyla Sayıştay Denetimlerinde Öne Çıkan Konular (1) “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Olmadan Faaliyet Gösteren İşyerleri Bulunması”

Yetkili idarenin sınırları içinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmaksızın faaliyet gösteren işletmeler bulunduğu tespit edilmiştir. 3572 sayılı Kanun ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in 6’ncı maddesi uyarınca ruhsatsız işyerlerinin faaliyet göstermesi yasaktır. Belediyelerin ruhsatlandırma, izleme ve denetim yükümlülüklerini etkin yerine getirmemesi, hem mevzuata aykırılık hem de belediye gelirlerinde kayıp-risk yaratmaktadır. Bu bulgu, belediyelerin ruhsat süreçlerine yönelik kontrol mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Belediyelerde Şeflik Yapılanması: Hukuki Gereklilikler ve Yönetsel İşlevler

Bu makalede; belediye teşkilat yapısında "şeflik" kademesinin hukuki dayanakları, yönetsel işlevleri, kamu yönetimi bilimindeki yeri, kariyer sistemiyle ilişkisi ve kurumsal yapı üzerindeki etkileri detaylı biçimde ele alınmıştır. Özellikle 5393 sayılı Belediye Kanunu, norm kadro yönetmeliği ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na dayanan mevzuat hükümleri çerçevesinde şeflik mekanizmasının hem yapısal gereklilik hem de stratejik bir yönetim aracı olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca şeflik yapısının ihmal edilmesinin doğurabileceği kurumsal riskler, hizmet kalitesi üzerindeki etkiler ve yönetim kapasitesi açısından yaratacağı zaafiyetler değerlendirilmektedir. Makale, yerel yönetimlerin daha sürdürülebilir, denetlenebilir ve liyakat temelli bir yapılanmaya geçişinde şeflik kademesinin neden vazgeçilmez olduğunu çok boyutlu bir perspektifle açıklamaktadır.

Belediye Şirketlerine İşçi Alımı ve İŞKUR’un Rolü

Belediye şirketleri, yerel yönetim hizmetlerinin yürütülmesinde önemli bir araç olarak kamu istihdam politikalarının merkezinde yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi özel hukuk tüzel kişilikleri olmalarına rağmen kamu kaynaklarıyla finanse edilmeleri, bu şirketlerin işçi alım süreçlerini özel ve kamu hukuku arasında karma bir alana taşımaktadır. Bu makalede, belediye şirketlerine doğrudan işçi alımı ile dolaylı istihdam modeli (belediye şirketleri aracılığıyla belediye işçisi temini) incelenmiş; ilgili mevzuat, İŞKUR’un rolü, bütçe disiplinine ilişkin sınırlamalar ve kadrolu işçi alımıyla kurum dışı işçi alımlarının farklı yönleri ele alınmıştır.