Muris İşçiye Ait Kıdem Tazminatı ve Terekedeki Hakların Korunması

  • Mevzuat Tarihi14.01.2019
  • KurumYargıtay

Bu Karar; Muris işçiye ait kıdem tazminatından kendine ait olan payı her bir mirasçı ayrı ayrı isteyemeyeceğinden tüm mirasçıların birlikte dava açması veya terekeye temsilci atanması ya da iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesiyle ilişkilidir.

T.C.

YARGITAY

Dokuzuncu Hukuk Dairesi

E: 2015/28307

K: 2019/808

T: 14.01.2019

- Kıdem Tazminatı

- Terekedeki Hakların Korunması

- Elbirliği Mülkiyeti

Özet: Muris işçiye ait kıdem tazminatından kendine ait olan payı her bir mirasçı ayrı ayrı isteyemeyeceğinden tüm mirasçıların birlikte dava açması veya terekeye temsilci atanması ya da iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi gerektiği gözetilmelidir.

(4721 s. TMK m. 640/2, 4, 644, 701/2)

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşu­lup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; müvekkillerinin murisi E.K.’ın davalı işveren nez- dinde 2004 yılından kaza geçirdiği 09/07/2012 tarihine kadar çalış­tığını, işyerinde üretimde sorumlu müdür iken 34 GH ... plaka sayılı kamyonetin müteveffanın kullandığı 59 S ... plakalı minibüse çarpma­sı sonucu vefat ettiğini, en son net maaşının 1.500,00 TL olduğunu ancak zam dönemindeki maaşındaki artışın ne kadar olduğunun bilin­mediğini ve maaşlarının bankaya yattığını belirterek, 100,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL fazla çalışma ücreti, 100,00 TL yıllık ücretli izin alacağı, 100,00 TL hafta sonu çalışma, 100,00 TL dini-resmi bayram tatil çalışma alacağı olmak üzere toplam 500,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilinine karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı; müteveffa E.K.’ın müvekkili firmada işletme şefi olarak çalıştığını kaza tarihi olan 09/07/2012 tarihine kadar işyerinde ça­lıştığını, kaza yaptığı yerin servis güzergahlarının dışında olduğunu, müvekkil şirketin E.K.’a ait... Bankası Emlakkent Çorlu Şubesi hesabı­na 8.691,15 TL kıdem tazminatı ödemesi yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Gerekçe - hüküm çelişkisi 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.

Bu husus 6100 sayılı HMK. nun 298/2. maddesinde de “Ge­rekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin karar gerekçesinde davacıla­rın murisinin davalı iş yerindeki çalışması 01.08.2008 - 09.07.2012 tarihleri arasında 3 yıl 11 ay 8 gün olarak kabul edildiği halde hüküm altına alınan alacakların bilirkişi raporunda çalışma süresinin 7 yıl 4 ay 14 gün olarak kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edilerek hü­küm altına alınması gerekçe ile hüküm arasında davacılar murisi işçinin davalı iş yerindeki çalışma süresi bakımından çelişkiye yol açmıştır.

Mahkeme kararının salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Dava, muris E.K.’ın ölümü üzerine mirasçılarından olan da­vacılar tarafından veraset ilamı ibraz edilerek, miras bırakanın hak kazandığı kıdem tazminatının kendi payına ilişkin kısmının ödenmesi istemine ilişkindir.

Taraflar arasında murisin hak kazandığı kıdem tazminatı açısın­dan mirasçının kendi payına yönelik dava açma hakkının bulunup bu­lunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Miras bırakanın davacılar dışında başka mirasçılarının da bulun­duğu dosyaya sunulan veraset ilamından anlaşılmaktadır.

TMK 640/11 maddesinde; “miras bırakanın ölümü ile birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borç­ları kapsayan bir ortaklığın meydana geleceği, mirasçıların terekeye el birliği ile sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri” Aynı maddenin IV maddesine “Mirasçılardan her birinin , terekedeki hakların korunmasını isteye­bileceği, sağlanan korumadan mirasçılardan hepsinin yararlanacağı "öngörülmüştür.

TMK 701/11 maddesinde ise “el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının ortaklığa ait malların tamamına yaygın olacağı” hükme bağlanmıştır.

TMK. mad. 640/IV hükmü, mirasçılardan biri ya da bir kısmının başvurabileceği yasal yolları “terekedeki hakların korunması” ile sı­nırlı tutmuştur. Açılan dava veya başvurulan yasal yolun bu nitelikte olmadığı durumlarda ana kural (TMK. mad. 701/11) geçerli olup, bir ya da bir kısım mirasçının istemi, sıfat yokluğundan reddedilecektir.

Somut olayda, davacının kıdem tazminatının kendi payına ilişkin kısmının ödenmesi istemi “terekedeki hakların korunması” ile ilgili ol­mayıp terekedeki haktan yararlanmaya yönelik bulunmaktadır. Böyle bir durumda ana kural gereğince birlikte hareket etme gereği vardır.

Bu durumda kıdem tazminatının tahsili konusunda tüm miras­çıların birlikte dava açması veya miras ortaklığına temsilci atanma­sı yahut TMK’nun 644. maddesi uyarınca iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekmektedir.

Davacıların kendi mirasçılık payını talep yönünden aktif dava eh­liyetinin bulunulmadığı dikkate alınmaksızın hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZUL­MASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek ha­linde ilgiliye iadesine, 14/01/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.


İlgili Kanun:

Türk Medeni Kanunu


Yorumlar