Öğretim Üyesinin İş Sözleşmesinin Feshi Davasında Yetkili Mahkeme

  • Mevzuat Tarihi19.12.2018
  • KurumYargıtay

Bu Karar; Davalı üniversite tarafından sürekli ve düzenli nitelikte kamu hizmetinde okutman olarak çalıştırılan davacı öğretim üyesinin kı­dem ve kötüniyet tazminatının tahsili ile ilişkilidir.

T.C.

YARGITAY

Dokuzuncu Hukuk Dairesi

E: 2017/10126

K: 2018/23706

T: 19.12.2018

- İş Sözleşmesinin Feshi

- Yargı Yolu

- Öğretim Görevlisi

Özet: Davalı üniversite tarafından sürekli ve düzenli nitelikte kamu hizmetinde okutman olarak çalıştırılan davacı öğretim üyesinin kı­dem ve kötüniyet tazminatının tahsili için davalıya karşı açtığı dava­nın çözüm yerinin idari yargı olması gerektiği gözetilmelidir.

(2547 s. YÖK K. m. 3,31)

(6100 s. HMKm. 114, 115)

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, tem- yizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talep­lerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ta­rafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; davacının davalı devlet üniversitesinin Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezinde okutman olarak görev yapmak üzere Antalya işyerinde 2008 yılında çalışmaya başladığını, davalının 09.04.2013 tarihli yazısı ile personel azaltma yoluna gidile­ceğinin bildirildiğini, davalı tarafın 08.05.2013 tarihli yazısı ile dava­cının Ankara Kızılay Şubesinde görevlendirildiğinin bildirildiğini, dava­cının anılan teklifi, eşinin çiftçilik yaptığı, eşinin babasının öldüğünü bakmakla yükümlü oldukları kişiler bulunduğunu beyan ederek kabul etmediğini, davacının koşullar sebebi ile haklı nedenle taraflar arasın­daki iş akdini fesih ettiğini, kaldı ki davacının çalıştığı şubede 12 öğ­retim görevlisi daha bulunduğunu, davacının görev yeri değişikliğinin temelinde başka amaç olduğunu, davacının görevlendirmesinin geçici olup olmadığının davalı yazısında belirli olmadığını, davacının en son ücretinin net 1.922,00 TL. brüt 2.535,18 TL. olduğunu, akdin feshine davalı tarafça sebebiyet verildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.500,00 TL. kıdem tazminatı ve 2.500,00 TL. kötüniyet tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar veril­mesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davacının 2547 sayılı Kanun kapsamında ders saati ücreti üzerinden sözleşmeli personel olarak okutman görevi ile çalış­tığını, işçi olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin idari nitelik taşı­dığını bu nedenle idare mahkemesinde dava açılması gerektiğini, yargı yolu itirazları bulunduğunu, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, davacının iş akdini haksız ve usule aykırı sona erdirdiğinden kıdem tazminatı hakkı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle bir­likte davacının son ücretinin son bir yıl içinde çalışılan günlere bö­lünmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece; dosya kapsamı toplanan deliller ve bilirkişi raporu­nun değerlendirilmesi sonucunda davacının iradesinin iş akdini ihbar öneli yolu ile sonlandırmak olduğunun anlaşıldığını ve davacının ihbar öneli süresi içerisinde iş sözleşmesini sona erdirdiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Öncelikle çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur.

Hukukumuzda yargı yolu için de görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargı­lamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.

Anayasanın “Yükseköğretim Kurumlan” başlıklı 130. maddesi­nin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiş­tirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğre­tim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insan­lığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.” denilmek sureti ile, devlet üniversitelerinin kanunla kurulacağı düzenlenmiştir.

Davacı işe girdiği ve iş sözleşmesi feshedildiği tarihte 2547 sa­yılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca okutman olarak görevlendirildiğinden, öğretim elemanıdır ve anılan yasaya tabidir. Kı­sacası öğretim görevlisidir.

Aynı yasanın 31. maddesi üniversitelerde görev yapacak öğretim görevlilerinin görevlendirme şekli belirtilmiştir. Buna göre “Öğretim gö­revlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atan­mış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişi­ler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görev­lileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanla­rın, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunma­dığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeni­den atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür”. 36. madde de Öğretim elemanlarının (ki içinde öğretim görevlileri de vardır), üniversitede de­vamlı statüde görev yapacakları belirtilmiştir.

Anayasa’nın 31. maddesi düzenlemesi ve 2547 sayılı Yükseköğ­retim Kanunu hükümleri dikkate alındığında, özellikle kadroların aka­demik yönden belirlenmesi, sözleşmelerin onaya tabi tutulması dik­kate alındığında, üniversitelerde çalışan öğretim elemanlarının idari sözleşmelerle çalıştığının kabulü gerekmektedir.

Davacı ile Üniversite arasında imzalanan sözleşmenin 2547 sa­yılı kanunun 31. maddesi ve 375 sayılı KHK’nın ek 7. maddesi kap­samında imzalandığı belirtilmiştir. KHK’nın Ek 7. maddesine göre ise “190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Karar­namenin 2 nci maddesinde belirtilen kamu idare, kurum ve kuruluş­larında ilgili mevzuatı uyarınca kadro karşılıksız, 657 sayılı Kanunun ek geçici 16. maddesi ile yükseköğretim mevzuatı uyarınca sözleşme ile çalıştırılacak personelin belirlenmesine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadan önce T.C. Maliye Bakanlığı’ndan izin alınması şarttır. Bu idare, kurum ve kuruluşlarda mali yılla sınırlı olmak üzere sözleşmeyle çalıştırılacak personel pozisyonlarına ilişkin birim, unvan, nitelik, sayı ve/veya isim, ücret ile sözleşme örneği; kadro karşılığı çalıştırılan söz leşmeli personel için sadece sözleşme örneği T.C. Maliye Bakanlığı’nın vizesine tabidir. Söz konusu vize işlemlerine ilişkin iptal ve değişiklik­ler de aynı usule tabidir”.

Somut uyuşmazlıkta mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde, davalı üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde ça­lıştırdığı davacının statüsü, göreve alınma usulü, hak ve yetkileri göze­tildiğinde, idari sözleşme ile işe alındığı ve İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır.

Davacı Ankara Üniversitesinde Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezinde İngilizce okutmanı öğretim görevlisi olarak 2577 sayılı Kanun kapsamında çalışmaktadır. Bu nedenle uyuşmaz­lığın çözüm yeri idari yargı olduğundan davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK.’un 114 ve 115. maddeleri uya­rınca dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZUL­MASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 19/12/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.


İlgili Kanun:

Yükseköğretim Kanunu


Yorumlar