Belediye Şirketlerinde Meclis Üyeliği ile İhale Ehliyeti Çatışması: 2886, 4734 ve 5393 Sayılı Kanunlar Çerçevesinde

  • 482
  • 12.02.2026
  • 182

Açıklama

Bu makalede, belediye meclis üyelerinin yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı %100 belediye sermayeli şirketlerin, belediyelerin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirdiği ihalelere katılımı; taahhüt yasağı (5393 sayılı Belediye Kanunu m.28), ihale ehliyeti ve çıkar çatışması çerçevesinde değerlendirilmiştir. 2886 sayılı Kanun m.6 ve 4734 sayılı Kanun m.11 hükümleri ile birlikte, belediye encümeni ve denetim komisyonu işlevleri; şirketler hukukundaki temsil teorisi, kamu etik ilkeleri ve Danıştay/Sayıştay içtihatları ışığında normatif analiz yapılmıştır.

Makale

 

Belediye Şirketlerinde Meclis Üyeliği ile İhale Ehliyeti Çatışması: 2886, 4734 ve 5393 Sayılı Kanunlar Çerçevesinde

Salih ÜÇÜNCÜ

Giriş

Belediyelerin satım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işleri 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Sermayesinin tamamı ya da yüzde ellisinden fazlası belediyeye ait olan şirketler (belediye şirketleri) ise satış, kiralama ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na tabii değildir. Buna karşılık bu şirketler mal ve hizmet alımı ile yapım işlerinde tıpkı belediyeler gibi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabidir.

Bu makalede belediye şirketlerinin belediyenin yaptığı ihalelere katılması konusu irdelenecek, belediye başkanının veya meclis üyelerinin şirket yönetiminde yer alması durumunda ihalelere katılımı engelleyen hususların olup olmadığı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilecektir.

Kapsam ve Kavramsal Çerçeve

Belediye şirketlerinin belediyelerin gerek 4734 sayılı Kanuna gerek 2886 sayılı Kanuna tabi olarak yaptığı ihalelere katılması, sadece bu kanunlarda yer alan “ihaleye katılamayacak olanlar” başlıklı hükümler üzerinden değil 5393 sayılı Belediye Kanunu, 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun ve sair mevzuat açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Bu çalışma; “tamamı belediye sermayeli şirketin (belediye şirketi) yönetiminde belediye meclis üyesi bulunduğu durumda” belediyenin kendi ihalelerine katılımını iki ayrı ihale rejimi üzerinden ele alır:

Birinci küme; taşınmaz satışı, kiraya verme gibi kamuya gelir sağlayan işlemlerin ağırlıkla 2886 sayılı Kanun rejiminde yürütüldüğü alanlardır. İkinci küme; mal/hizmet alımı ve yapım işlerinin 4734 sayılı Kanun rejimi kapsamında yürütüldüğü alımlardır.

“Taahhüt” kavramı bu tartışmanın teknik anahtarıdır: 5393 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi meclis üyeleri için belediyeye/bağlı kuruluşlara karşı “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde girememe” ve “temsilcilik yapamama” yasağı kurar. Bu hüküm; ihalenin 2886 veya 4734 kapsamında olmasından bağımsız şekilde, belediye ile taahhüt yüklenme ilişkisini hedefler ve sözleşme yasağını da içerir.

Şirket yönetim kurulu üyeliğinin bu bağlamdaki öneminin dayanağı ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim kurulunun şirketin yönetim ve temsil merkezî organı olarak kurgulanmasıdır: Temsil yetkisinin kural olarak yönetim kuruluna ait olduğu, temsilin devredilebilse dahi en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Bu organik bağ, “imzayı kimin attığı” tartışmasından önce gelen bir “kurumsal taahhüt” ilişkisine işaret eder.

Belediye şirketlerinin faaliyet alanları uygun olan tüm hizmet alanlarında belediyelerin gerek 4734 sayılı Kanuna gerek 2886 sayılı Kanuna tabi olarak yaptığı ihalelere katılmasında esas olarak hukuki bir engel yoktur. Ancak belediye şirketlerinin yönetiminde belediye meclis üyesi bulunduğu hâllerde belediyenin kendi ihalelerine katılım meselesi; tek başına 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m. 6(b) (ihale işlemlerini “hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar”) üzerinden değil, çok katmanlı bir “çıkar çatışması/ehliyet” kontrolü üzerinden değerlendirilmelidir. Bu kontrolün omurgasını; 5393 sayılı Belediye Kanunu madde 28’deki “doğrudan/dolaylı taahhüt yasağı”, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu madde 6’daki “doğrudan veya dolaylı katılım yasağı” ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu madde 11’deki katılım yasakları (özellikle “ihale yetkilisi ve ihale işlemlerini yürütenler ile bunların şirketleri”) oluşturur.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Başkan ve meclis üyelerinin yükümlülükleri” başlıklı 28’inci maddesi “Belediye başkanı görevi süresince ve görevinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz.” hükmünü içermektedir.

Uygulamada “kilit eşik” şudur: Meclis üyesi, şirketin yönetim organında bulunmakla yetinmeyip şirketin belediye ile sözleşmesel ilişkiye girmesinde organik/kurumsal rol üstleniyorsa (özellikle temsil/ilzam yetkisi varsa veya yönetim kurulu karar süreçlerinde belirleyici konumdaysa), 5393 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi bakımından “dolaylı taahhüt” riski kuvvetle doğar; bu risk, ihalenin türü (satış, kiraya verme, mal/hizmet alımı vb.) değişse de “belediyeye karşı taahhüde girme ve temsilcilik yasağı” sebebiyle ortadan kalkmaz.

2886 sayılı Kanun açısından bakıldığında kritik bir kurumsal bağ ortaya çıkar: 2886 sayılı Kanunun 13’üncü maddesine göre “belediyelere ait ihaleler belediye encümenince bu Kanun hükümlerine güre yürütülür.” Belediye encümeni, 5393 sayılı Kanunun 35’inci maddesi uyarınca 2886 sayılı Kanun kapsamında “ihale komisyonu” görevini de yapmakta, ayrıca ihale komisyonu kurulmamaktadır. Encümen; 5393 sayılı Kanunu 33’üncü maddesi gereğince belediye başkanı başkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından seçtiği üyeleri de içerir. Bu nedenle encümen üyesi olan meclis üyeleri, otomatik olarak 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi b fıkrası kapsamındaki “ihale işlemlerini yürütme/sonuçlandırma” fonksiyonu nedeniyle doğrudan ihalelere katılamayacaklar kapsamına girer.

Bu konuda önemli bir içtihat olarak ortaya çıkan Sayıştay Genel Kurulu’nun 26.04.2001 tarihli, 4985/1 sayılı içtihat birleştirme kararının ana fikri, belediye şirketinin tüzel kişiliği ayrı olsa bile; ihaleyi yapan idarenin 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi kapsamındaki kişi ve organlarıyla belediye şirketlerinin yönetim/denetimi “iç içe” geçtiğinde, ihaleyi yapan ile ihaleye katılanın “aynılaşması” kuşkusu doğduğu ve bunun 2886 sayılı Kanunun 2’nci maddesindeki açıklık-rekabet ilkesini zedelediği yönündedir.

Mevzuat Çerçevesi

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu bakımından, ihalede açıklık ve rekabet ilkesi 2’nci maddede temel ilke olarak düzenlenir. “İhaleye katılamayacak olanlar” başlıklı 6’ncı madde ise ihaleyi yapan idarenin ita amirleri ile ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanların belediyenin yaptığı ihalelere doğrudan veya dolaylı katılımını yasaklar. Bu normun sistematik amacı, ihaleyi yapan idare içinde sonucu etkileyebilecek görev ilişkisi bulunanların “ihalenin tarafı” olmasını engelleyerek kamu yararını ve ihale güvenilirliğini korumaktır.

5393 sayılı Belediye Kanunu bakımından, tartışmanın merkezinde 28’inci madde yer alır: Meclis üyeleri görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan veya dolaylı taahhüde giremez; komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz. Aynı Kanunun 33’üncü maddesi, belediye encümeninin bileşimini (belediye başkanı başkanlığında; meclisin kendi üyeleri arasından seçtiği üyeler + belediye bürokratik yapısından seçilen üyeler) belirlerken 35’inci maddesi de encümenin 2886 sayılı Kanun uyarınca ihale komisyonu olarak da görev yapacağını açıkça ifade eder. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, belediye meclis üyelerinin 2886 ihale sürecinde “ihale işlemlerini yürütme/sonuçlandırma/denetleme” fonksiyonuna doğrudan müdahil olduğu sonucu ortaya çıkar.

Meclisin denetim fonksiyonu da ayrıca normatif bir arka plan oluşturur: 5393 sayılı Kanunun 25’inci maddesi uyarınca belediye meclisi her yıl denetim komisyonu kurar; komisyon belediyenin gelir-gider ve hesap işlemlerini denetler. Aynı Kanunun 26’ncı maddesi ise meclisin bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullandığını düzenler. Bu çerçeve bile başlı başına 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesindeki “denetlemekle görevli olanlar” ibaresinin “meclis denetimi” ile ilişkilendirilmesinde yeterli bir tespit olarak meclis üyelerinin yönetiminde olduğu belediye şirketlerinin ihalelere katılmasına engel bir çerçevedir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından ise 11’inci madde ihalelere doğrudan/dolaylı katılamayacakları sayar. Bu düzenleme; ihale yetkilisi kişiler ve bu yetkiye sahip kurullarda görevli kişiler ile ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve onaylamakla görevli olanları kapsar; ayrıca bunların yakınlarını ve bu kişilerin ortakları ile şirketlerini de belli şartlar dahilinde katılım yasağına bağlar. Aynı maddede “idare bünyesinde bulunan veya idare ile ilgili vakıf/dernek/birlik/sandık gibi kuruluşlar ile bunların ortak olduğu şirketlerin” de ihaleye katılamayacağı; yasağa rağmen katılım hâlinde isteklinin ihale dışı bırakılması, teminatın gelir kaydı ve gerekirse ihalenin iptali gibi sonuçlar düzenlenmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 28, memurların tacir/esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunmasını ve ticaret-sınai müesseselerde görev almasını yasaklar; ayrıca serbest meslek icrası için ofis açma ve belirli işyerlerinde çalışma yasağı içerir. Bunun yanında, kooperatifler ve bazı kurul üyelikleri gibi istisnalar da düzenlenmiştir. Bu rejim, belediye şirketlerinde yönetim/temsil rolü verilen kamu görevlileri açısından “çıkar çatışması/uygunsuzluk” riskini büyütür.

2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun ise; kapsamındaki görevlerden ayrılanların, ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde görev yaptıkları kurumlara karşı üç yıl süreyle bazı iş ve taahhüt ilişkilerine girmesini sınırlayan bir “soğuma süresi” mantığı kurar. Bu hüküm; özellikle belediyeden ayrılan üst yönetimler/ilgili personel bakımından, belediye ile hemen sonrasında kurulan akdi ilişkilerde ek bir yasaklılık katmanı oluşturmaktadır.

Büyükşehir belediyeleri bakımından 5216 sayılı Kanun madde 26, şirket kurulmasına ilişkin çerçeveyi çizmekle birlikte; büyükşehirin bazı yerleri (büfe, otopark, çay bahçeleri vb.) belirli çoğunluk hisseli şirketlere 2886 hükümlerine tabi olmaksızın devredebilmesine ilişkin istisnai bir düzenleme de içerir. Bu istisna, “belediye şirketleri serbestçe belediye ihalelerine girer” şeklinde genel bir sonuç doğurmaz; yalnızca kanunun açıkça öngördüğü sınırlı işletme devri alanında 28826 sayılı Kanuna tabi olmayan farklı bir yol öngörür.

İçtihat ve Denetim Bulguları

Sayıştay Genel Kurulu’nun 26.04.2001 tarihli, 4985/1 sayılı içtihat birleştirme kararında; belediyelerin kurduğu veya iştirak ettiği ve yönetim/denetiminde 2886 m. 6 kapsamındaki kişilerin (ita amiri, ihale işlemlerini yürütenler, denetleyenler, vb.) bulunduğu şirketlerin, aynı belediyenin açtığı ihalelere katılmasının 2886 m. 2’deki açıklık–rekabet ilkesiyle bağdaşmadığı ve m. 6 hükmüne aykırılık oluşturduğu sonucuna varılır; temel risk, ihaleyi yapan ile ihaleye katılanın “aynı” hâle gelmesi ve bunun ihale tarafsızlığına gölge düşürmesidir. Bu kararın gerekçesi; “görev ilişkisi” bulunanların tüzel kişi üzerinden ihaleye katılmasının da yasağın amacını ihlal edebileceği şeklinde kurulmaktadır.

Danıştay 10. Dairesinin 16.12.2003 tarihli, E.2001/4312, K.2003/5197 sayılı kararına atıfla akademik literatürde aktarılan yaklaşımda; belediye başkanı veya ihale işlemlerinde görevli personelin yönetim/denetiminde olduğu şirketlerin belediyenin açtığı ihalelere girmesinin 2886 ilkeleriyle bağdaşmadığı ve ihalenin açıklık-tarafsızlık-eşitlik ile eşit rekabet koşullarını zedeleyebileceği; bu nedenle İçişleri Bakanlığının katılımı sınırlayan genel düzenleme yaklaşımında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı yönünde gerekçelendirme görülmektedir.

Sayıştay denetim bulguları içinde “meclis üyesi + belediye ile taahhüt ilişkisine giren şirket yönetimi” kombinasyonu özellikle riskli görülmektedir. Örneğin bir bulguda; belediye meclis üyesinin, sermayesi tamamen belediyeye ait ve ihaleler vasıtasıyla belediyeye karşı taahhüt altına giren şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketi temsil ettiği; bu durumun 5393 sayılı Kanun madde 28’deki taahhüt ve temsilcilik yasağıyla bağdaşmadığı belirtilmekte; kritik noktanın “meclis üyesi yönetim kuruluna atanamaz” önermesi değil, “meclis üyesinin yönetiminde bulunduğu şirketin belediyeye karşı taahhüt altına girmemesi gerektiği” vurgusu olduğu ifade edilmektedir.

Yine Sayıştay bulgusu derlemelerinde; belediye meclisinin belediyenin ve belediye başkanının faaliyetlerini denetleyen/değerlendiren karar organı niteliği, belediye şirketlerinin çoğu zaman belediyenin ihalelerine girip hizmet sunması olgusu ile birlikte ele alınarak; bu şirketlerde yönetim kurulu üyeliği ile meclis içi denetim mekanizmalarında rol almanın “etik ve tarafsızlık” bakımından sorunlu bir çıkar çatışması alanı oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Buradaki yaklaşımda her meclis üyesinin her ihalede “ihale işlemlerini yürütmekle görevli” sayılması da otomatik bir ön kabul değildir. Ancak meclisin denetim komisyonu ve bilgi edinme/denetim yollarıyla kurduğu gözetim fonksiyonu, 2886 sayılı Kanunun 6’ncı maddesindeki “denetlemekle görevli olanlar” ibaresiyle ilişkilendirilmeye elverişli bir tartışma zemini yaratır; en azından “denetleyen organın aynı zamanda ihaleden menfaat sağlayan şirkette yönetici olması” ihale ilkeleri bakımından açıkça aykırılık teşkil eder.

5393 sayılı Kanun madde 28 yönünden ise tartışma daha deterministiktir: Meclis üyesi; görev süresince ve görevden ayrıldıktan sonraki bir yıl boyunca belediyeye karşı doğrudan veya dolaylı taahhüde giremez ve temsilcilik yapamaz. Belediye şirketinin belediye ile ihale sonucunda kira/satış sözleşmesi veya mal/hizmet/yapım sözleşmesi imzalaması, şirketin belediyeye karşı “yükümlenmesi” anlamına gelir; meclis üyesinin şirket yönetim kurulunda bulunması hâlinde bu yükümlenmeye ilişkin organ kararlarına ve temsil fonksiyonuna katılma ihtimali, “dolaylı taahhüt” riskini doğurur. Bu risk, meclis üyesinin özellikle yönetim kurulu başkanı veya üyesi olması ya da şirketi temsil için görevlendirilmesi gibi hâllerde daha da güçlenir.

“Yönetim kurulu üyeliği taahhüt sayılır mı?” sorusunun normatif gerekçesi, doğrudan şirketler hukukundaki organ teorisinde bulunur: Yönetim kurulunun yönetimi devretme imkânı olsa da yönetim “devredilmediği takdirde” tüm üyelere aittir; temsil yetkisi kural olarak yönetim kurulundadır ve temsil devredilse bile en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. Dolayısıyla belediye ile sözleşme ilişkisine girme “şirketin organ faaliyetinin” sonucudur; bu nedenle meclis üyesinin sadece “imza atan kişi olmaması”, taahhüt yasağı hükmünü otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

4734 sayılı Kanun madde 11 ise benzer bir fonksiyonel yasak sistemi kurar: “ihale yetkilisi kişiler ve bu yetkiye sahip kurullarda görevli kişiler” ile “ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve onaylamakla görevli olanlar” ve bunların şirketleri ihaleye katılamaz. Bu açıdan, meclis üyesi belediye şirketinde yönetici iken aynı zamanda ihale sürecinde (komisyon/kurul) görevli bir pozisyona temas ediyorsa, 4734 bakımından da “şirkete sirayet eden katılım yasağı” riski doğar.

Sonuç

Meclis üyeleri, gerek belediyenin gerek belediye başkanının ve gerekse belediyenin şirketler ile olan faaliyetlerini denetleyecek, değerlendirecek ve gerektiğinde işlemlere ilişkin karar verecek olan kişilerdir. Belediye şirketleri çoğu zaman diğer özel firmalar gibi belediyenin ihalelerine girerek ihale alan ve hizmet sunan şirketlerdir. İhale alıp belediyeye hizmet sunan bu şirketlerde yönetim kurulu üyesi olup aynı zamanda denetim görevinin yürütülmesi etik olmayan bir durum olarak değerlendirilmektedir. 

Belediye şirketi tüzel kişilik olarak Türk Ticaret Kanunu’na tabi olsa da meclis üyelerinin belediye şirketlerinin yönetim kurulunda görev alması halinde;

1. Meclis üyesi aynı zamanda encümen üyesiyse (encümenin 2886 sayılı Kanun kapsamında ihale komisyonu olarak toplanması nedeniyle), 2886 sayılı Kanununun 6’ncı maddesi uyarınca belediye şirketleri belediyelerin 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanuna göre yaptıkları ihalelere katılamazlar.

2. Meclis üyesinin şirkette temsil/ilzam yetkisi varsa veya şirketi temsilen görevlendirilmişse, yönetim kurullarında yer alıyorsa, 5393 sayılı Kanunun 28’inci maddesindeki “temsilcilik” ve “dolaylı taahhüt” yasağı uyarınca belediye şirketleri belediyelerin 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanuna göre yaptıkları ihalelere katılamazlar.

Danıştay 10. Dairesinin 16.12.2003 tarihli, E.2001/4312, K.2003/5197 sayılı kararı:

“...

Dava konusu Genelge, belediyelerin kurdukları ve yönetiminden belediye başkanı ve diğer belediye personelinin sorumlu olduğu şirketler ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine aykırı şekilde alım-satım ilişkilerine girdikleri ve ihalelerini bu şirketlere verdiklerinin Sayıştay Başkanlığının 26.10.2000 tarih ve 614 sayılı yazısından anlaşılması üzerine davalı idarelerden İçişleri Başkanlığınca 2886 sayılı Yasanın 6. maddesi hükmü doğrultusunda yapılması gerekenleri açıklamak üzere yürürlüğe konulmuştur. İptali istenilen Genelgede Belediyelerin ihale konusu iş ve işlemlerinde 2886 sayılı Yasaya tabi oldukları belirtilerek, yapacakları her türlü alım, satım, hizmet, yapım, kiralama ve taşıma işlemlerini bu yasa hükümlerine göre yürütmek zorunda oldukları, Kanunda belirtilen kural ve ilkelere aykırı her türlü işlemin ilgili görevliler açısından hukuki ve mali sorumluluk doğuracağı açıklanmış ve 2886 sayılı Yasanın 6. ve 2. maddeleri doğrultusunda nasıl hareket edilmesi gerektiği belirlendikten sonra ihalelerde açıklık ve rekabetin sağlanarak en uygun bedelle ihalenin gerçekleştirilmesi ve sonuçlarının denetlenmesi bakımından il özel idareleri belediye personelinin yönetim ve denetiminde yer aldığı şirketlerin, bu idareler tarafından açılan ihalelere katılamayacakları düzenlenmiştir.

2886 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 2. maddesi hükmünde ihaleler de uygulanacak ilkeler belirlenmiş, 6. maddede ise bu ilkelerin gereği olarak, ihaleyi yapan kuruluş ile ihale sonucunu etkileyebilecek bir görev ilişkisi bulunanların ihalelere katılmaları yasaklanmıştır.

Bu durumda, ita amiri sıfatıyla ihaleleri onaylama veya iptal etme yetkisine sahip bulunan belediye başkanlarının ya da belediye ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanların, bunların eşlerinin ve (ikinci derece dahil) kan ve sıhri kısımlarının ve bu şahısların ortaklarının (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç) yönetim ve denetim kurullarında bulundukları belediye şirketlerinin, aynı belediyelerin açtıkları ihalelere girmeleri 2886 sayılı Yasanın 2. maddesinde belirlenen ilkelerle bağdaşmadığı gibi 6. madde hükmüne de uygun bulunmamaktadır.

Her ne kadar belediyelere ait şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alan belediye personeli, belediye ihalelerine kendi adlarına katılmamakta iseler de, bu kişilerin görevli oldukları şirketlerin ihalelere katılmaları 2886 sayılı Yasanın 6. maddesi hükmünün ihlali sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla 6. maddeyle getirilen yasaklama hükmü esas itibarıyla, ihaleye katılacak olanların ihaleyi yapan kuruluş ile görev ilişkilerinin bulunması halinde ortaya çıkması olası sakıncaları önleme amacı taşımaktadır. İhale işlemlerinde yetkili belediye görevlilerinin yönetim ve denetim kurulunda bulundukları bir şirketin, belediyece açılan ihaleye katılması ise, görev ilişkisinin de ötesinde ihaleyi yapan ile ihaleye katılanın aynı olması anlamına gelmektedir. Böyle bir durum, ihalenin açıklık ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak gerçekleştirileceği konusunda kuşkulara yol açabileceği gibi, eşit rekabet koşullarını da ortadan kaldıracak niteliktedir.

Bu itibarla, belediyelerin kurdukları veya iştirak ettikleri ve 2886 sayılı Devlet ihale Kanununun 6. maddesinin 1. bendinde sayılan kişilerin yönetim ve denetim kurullarında görev aldıkları şirketlerini, aynı belediyeler tarafından açılan ihalelere katılmalarının, anılan Yasanın 2 ve 6. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini belirleyen ve bu konuda nasıl hareket edilmesi gerektiğini açıklayan dava konusu Genelgede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.”

Önemli Uyarı

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca bu yazının izinsiz iktibas edilmesi, sosyal medya veya iletişim grupları yoluyla ya da başka herhangi bir şekilde yayılması ve çoğaltılması yasaktır.

Salih ÜÇÜNCÜ

Makaleler hakkında kişisel notlar alabilirsiniz. Aldığınız notları yalnızca siz görebilirsiniz.